Örnek Bilirkişi Raporu


ÖRNEK BİLİRKİŞİ RAPORU


1. Aidat borcunu ödemeyen kooperatif ortağının ihracı

2. Ortağa gönderilen ihtarlardaki borç tutarının aynı olması şartı

3. Aidat borcunun hesabında mahsup talebinin dikkate alınmaması

4. İhtarlarda borcun gerçek dışı ve fahiş gösterilmesi

5. Ortağın aidat borcuna bileşik faiz uygulanması

6. Aidat borcuna işletilebilecek gecikme faizi oranı

7. İhraç kararından sonra aidat borcunun ödenmesi

8. İhraç kararı kesinleşinceye kadar üyelik sıfatının devam edeceği 

 XX.XX.1998

ASLİYE 2. HUKUK HÂKİMLİĞİNE

???. 

Dosya No.: 1997/497

Davacı 

:

O.S.

Vekili

:

Av. N.H. - Av. T.Ç.

Davalı

:

S.S. E. Konut Yapı Kooperatifi

Vekili

:

Av. M.U.

Konu

:

Kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali

Bilirkişi Heyeti

:

1. Dr. YD: Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi

2. MM (Av.)

3. A.U. G.: (YMM) 

Bilirkişi Görevi

:

Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında inceleme yapmaktır.

AÇIKLAMALAR

:

 


I. DAVANIN ÖZETİ 

A. Davanın özeti, parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği için, kanun (KoopK.m.27) ve ana sözleşme (m.14) gereği iki ihtar gönderilip yönetim kurulu kararı ve genel kurul onayı ile kooperatif ortaklığından ihraç edilen davacının; ihraç prosedürüne uyulmadığı, gerçek dışı ve fahiş miktarda borç istendiği, mahsup talebinin gözardı edildiği ve ana borca bileşik faiz işletildiği gerekçeleriyle ihraç kararının iptali talebinden ibarettir.

B. Dava Dilekçesi (12.11.1997)

1. Davalı koooperatif, üyesi olan müvekkile, gerçek dışı ve fahiş miktarda üyelik borcu hesaplayarak ihtarname göndermiştir. Biz de bu ihtarlara verdiğimiz cevaplarda, üyelik borcunun fazla hesaplandığını, gerçek miktarın belirlenmesi halinde bunu ödeyebileceğimizi, ayrıca kooperatiften olan alacağımızın bu rakamdan mahsup edilmesini talep ettik.

2. Yönetim kurulu, bu talepleri dikkate almadan hakkımızda ihraç kararı vermiştir. İhraç kararına karşı genel kurula yaptığımız itiraz da, "ihraç kararı kesinleşen O.S.'in ihracına" şeklinde bir kararla reddedilmiştir.

3. Tarafımıza gönderilen ödeme ihtarları usulüne uygun değildir. Gönderilen her iki ihtarda da, borç miktarı hem farklı hem de gerçek dışı ve fahiş gösterilmiştir. Yargıtay içtihatlarına göre, her iki ihtarnamedeki borç miktarı da aynı olmalıdır. İhtarnamelerde aidat borcunun tutarı belirtilmemiştir.

4. Bileşik faiz yasağına rağmen, ihtarnamelerde ana borca bileşik faiz işletilmiştir. Ayrıca önceki bir dava nedeniyle tahakkuk eden mahkeme masrafları ve inkar tazminatı da üyelik borcuna dahil edilerek ihtarnamelerle talep edilmiştir. Halbuki bunlar, üyelik borcuna dahil edilmeyip ilamlı icra yoluyla takip edilebilecek borçlardır.    

5. Davacı O.S.'in kooperatif yönetim kurulu başkanlığı yaptığı 1991-1992 yıllarında genel kurul kararı ile her ay kendisine ödenmesi kararlaştırılan 12 aylık ücret alacağı olan 60.000.000.-TL ödenmediğinden, bu alacağın üyelik borcuna mahsup edilmesine ilişkin haklı talebimiz (BK.m.118-124, HUMK.m.204) dikkate alınmamıştır.

6. 05.10.1997 tarihli genel kurulda ihraç kararı onaylanmasına rağmen, bu tarihten sonra davacıya gönderilen bir yazıda aidat borcu hatırlatılarak tekraren ödenmesi istenmiştir. Bunun üzerine, fahiş olduğunu bile bile, fakat üyelikten haksız yere ihraç edilmiş duruma düşmemek amacıyla talep edilen bu meblağ (2.077.346.274,-TL) 11.11.1997 tarihinde kooperatif hesabına yatırılmıştır.

7. Sonuç olarak, yönetim kurulunun ihraç kararını onaylayan genel kurul kararının iptaline ve üyeliğin devamının hükme bağlanmasına karar verilmesi talep edilmektedir. 

C. Davalı Cevap Dilekçesi (09.01.1998)

1. Kooperatifimiz üyesi davacı O.S., 31.12.1994 ile 11.11.1997 tarihleri arasındaki kooperatif üye aidatlarına ilişkin herhangi bir ödemede bulunmadığından, mevzuat gereği kendisine noterden iki ihtarname gönderilerek borcu hatırlatılmış ve ödemesi istenmiş, fakat verilen süreler içinde ödemeyince de yönetim kurulu kararı ile ihraç edilmiş genel kurul da bu ihracı onaylamıştır.

2. Üyelik aidatlarını ödemeyen üyelere aylık % 15 gecikme zammı uygulanması kooperatif genel kurul kararı gereğidir.

3. Yönetim kurulu kararı ile ihraç edilen davacı O.S., 05.10.1997 tarihli genel kurulda, ihraç kararı ayrı gündem maddesi olarak görüşülüp oylandığı ve karara bağlandığı halde, genel kurula katılarak itiraz ve eleştiri hakkını kullanmamıştır. Genel kurulun ihracı onaylama kararından sonra yapılacak bir ödeme, ihraç işlemi kesinlik kazandığından onu eski hale getiremez.

D. Replik Dilekçesi (14.01.1998)

1. İhraç kararından sonra davacıdan üyelik borcunun istenmesi ve yatırılan paranın tahsili, ortaklık sıfatının devamı ve ihraç kararının geri alınması anlamında bir irade beyanı sayılmalıdır. "İhraçtan sonra borcun ödenmesi üyeliği canlandırmaz" denilerek istenen meblağın haksız olarak alındığı zımnen kabul edilmektedir.

2. Kooperatifçe istenen para ödenmiş ve kooperatif tarafından da kabul edilmiş olduğundan, bu durum ihraç kararının kaldırıldığı anlamına gelmektedir. Mahkemeden ihraç kararının kaldırıldığının ve davacının kooperatif üyesi olduğunun tespitine hükmetmesini talep ediyoruz.

E. Düplik Dilekçesi (12.02.1998)

Kooperatif yönetim kurulu, ihraçtan sonra davacı O.S.'ten borcunu ödeme talebinde bulunmadığı (aslında böyle bir yetkisi de olmadığı) halde, kendisi bu parayı yatırmıştır. Yasal süreler geçtikten sonra yatırılan bu paranın hiç bir hukuki önemi yoktur.

F. Davacı Dilekçesi (22.04.1998)

1. Davalı kooperatifin, üyelik borcumuzu kooperatifin talebi olmadan yatırdığımıza dair beyanı gerçek dışıdır. Zira ihraç kararından sonra kooperatif yönetim kurulu tarafından üye O.S.'e gönderilen bir yazıda, borç miktarı belirtilerek ödemeler konusunda kooperatif yönetimine yardımcı olunması istenmektedir.

2. Yatırılan üyelik borcunun kooperatif tarafından alınmadığı da doğru değildir. Zira ekte sunduğumuz 17.04.1998 tarihli banka yazısında, paranın yatırıldığı kooperatif hesabının banka nezdinde halen işlem görmekte olduğu belirtilmektedir.

3. Ekte sunulan Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, ihraç kararına yol açan sebeplerin giderilmesi durumunda, alınan ihraç kararı her zaman kaldırılabilecektir. Yine genel kurula çağrı, ortaklığı kabul anlamına gelmektedir. İhraç kararından sonra ödemede bulunan ortağın bu ödemesinin kooperatifçe kabulü, ihraç kararının geri alınması olarak yorumlanmaktadır.

4. Doğrusu alınan ihraç kararı, baştan itibaren yanlıştır. Zira, ihtarnamelerde borç miktarları farklı gösterilmiştir; aidat borcu dışında başka alacaklarda talep edilmiştir; rakam çok yüksek gösterilmiştir; mahsup talebi dikkate alınmamıştır. 


II. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli, kooperatif ortaklığından ihraç kararının yasal şartlara ve prosedüre uygun olup olmadığı sorunudur. Kooperatif ortaklığından ihraç konusu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. ve 27. maddelerinde ve davalı kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ışığında, tarafların iddia ve savunmalarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz.         


A. İhraç Prosedürüne Uygunluk

Kooperatiflerde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortaklar için KoopK.m.27 ve ana sözleşmelerde öngörülen ihraç prosedürü ana hatları ile şöyledir: Ortak borcunu vadesinde ödemez ise, kooperatifin ihraç mekanizmasını harekete geçirebilmesi için, borcun vadesinden itibaren 30 gün gecikmiş olması gerekir. Vadeden itibaren 30 gün geciktirilen borç için, kooperatif yönetim kurulu noter kanalıyla ortağa bir ihtarname göndererek borcunu 10 gün içinde ödemesini ister. Bu isteğe uymayan ortağa ikinci bir ihtarname gönderilir ve bu defa bir aylık bir ödeme süresi tanınır. Bu bir ay içinde de borç ödenmez ise, (ana sözleşme gereği yetkili ise) yönetim kurulu ortağın ihracına karar verir.

KoopK.m.27, zayıf durumdaki ortağın menfaatlerini gözeten emredici bir düzenlemeye sahiptir. Burada belirtilen ihraç şartları ana sözleşme düzenlemeleri ile ortak lehine değiştirilebilir fakat ortak aleyhine ağırlaştırılamaz. Yine bu gerekçe ile Yargıtay, ihraç işlemlerinin öngörüldüğü şekilde yapılması üzerinde titizlikle durmaktadır.

Bu bakımdan en önemli durum, gönderilen ihtarlardaki borç miktarının aynı olmasıdır. Yani, aynı borç için iki ihtar gönderip borçlu ortağı temerrüde düşürmüş olmaktır. Davacı tarafın iddiasının aksine, kooperatifçe gönderilen ihtarların her ikisindeki borç miktarı aynıdır: 1.180.955.686.-TL.

Dava konusu olaya baktığımızda, ilk ihtar 18.11.1996 tarihinde gönderilmiş ve 20.11.1996 tarihinde davacı ortağa tebliğ edilmiş ve bu ihtarda ortağa bir aylık bir ödeme süresi tanınmıştır. Yine bir aylık ödeme süresi tanınan ikinci ihtar, ilk ihtardaki bir aylık süre geçtikten sonra yani 24.12.1996 tarihinde noterden gönderilmiş ve 26.12.1996 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihtarlar olumlu karşılık görmeyince, kooperatif yönetim kurulu 28.01.1997 tarihinde ihraç kararı almış ve bu karar 30.01.1997 tarihinde noter kanalıyla ortağa tebliğ edilmiştir. İhraç edilen davacı ortak, bu karara karşı 16.04.1997 tarihli dilekçesi ile genel kurul nezdinde itirazda bulunmuştur. Yönetim kurulu, bu yasal itiraz hakkını tanıyarak onu genel kurul gündemine koymuş ve 05.10.1997 tarihli genel kurulda ihraç kararı onanmıştır. Bu karar 13.10.1997 tarihinde ortağa tebliğ edilmiş ve davacı üç aylık (KoopK.m.16/III) yasal süre içinde (12.11.1997) bu iptal davasını açmıştır. Bu aşamalarda, ortağın ihracına ilişkin (şekli) prosedüre uyulduğu gözlenmektedir. 


B. Alacak Mahsubunun Yapılıp Yapılmadığı

Davacı ortak, üyesi olduğu kooperatifte daha önce yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını ve bu görevi nedeniyle genel kurulca kendisine ücret takdir edildiğini, fakat kendisinin bu ücreti almadığını ileri sürmektedir.

30.06.1991 tarihinde yapılan 1990 yılı olağan genel kurul toplantısında, yönetim kurulu başkanı olan O.S.'e bu görevi nedeniyle aylık 5.000.000.-TL (yıllık 60.000.000.-TL) ücret ödenmesi karar bağlanmıştır. Dosyada mevcut 20.06.1992 tarihli kooperatif yönetim kurulu kararında, kooperatif başkanı O.S.'in maaşları nedeniyle kooperatiften 60.000.000.-TL alacaklı bulunduğu, bu kooperatif borcunun yarısının taksit borçlarına mahsup edildiği, kalan yarısı için de kendisine kambiyo senedi verilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Ancak maaş borcunu kabul eden davalı kooperatifin dosyada mevcut kayıtlardan gerek mahsup işlemi yaptığına gerekse 30 milyonluk bir kambiyo senedi düzenleyip verdiğine ilişkin bir bilgi ya da belgeye rastlanılmadığı gibi; mahkemeye sunulan savunma dilekçelerinde de bu ödeme işlemlerine hiç değinilmemektedir. Halbuki, yönetim kurulu başkanının maaş alacağını kabul eden kooperatif, bu borcunu ödediğini ispatla yükümlüdür. 

Ortağın aidat borçlarını hesaplayıp ödemesi için kendisine bildiren davalı kooperatifin, davacı ortağın maaş alacağını bundan mahsup etmesi gerekirdi. Ortak tarafından pek çok defa dile getirilen mahsup talebinin göz ardı edilerek ihraç kararı verilmesi Yargıtay tarafından bozma sebebi kabul edilmektedir[1].


C. İhtarlarda Borcun Gerçek Dışı ve Fahiş Gösterilmesi

Kooperatif uygulamasında, çoğu kere haksız yere ve kötü niyetle bazen de hata eseri olarak ortağın kooperatife olan borcu ödenmeyecek derecede çok yüksek gösterilerek ortağa ihtarlar gönderilmekte ve ortak temerrüde düşürülmektedir. Yargıtay, bu kötü niyetli girişimin belirlenmesi halinde, bu ihtarlara dayalı ihraç kararlarını iptal yoluna gitmektedir.

Çok yeni tarihli iki kararında 11. Hukuk Dairesi, şu kriterleri benimsemiştir: "Gerçek dışı ve çok fahiş olarak ve ortağın ödemesini engelleyecek biçimde borcun yüksek gösterilmesi ve ihtar ile istenmesi geçersizdir ve bu tür ihtarlar da çıkarma kararına dayanak alınamaz"[2] ; "Eğer kooperatif ortağın borç miktarı ile hiç bir ilgisi olmayacak biçimde çok yüksek ve gerçek dışı borç göstererek istemiş ise, bu istem yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle, bu uyarılar ortağın çıkarılmasına esas alınamaz"[3].

Şimdi davacı taraf, borç miktarının yüksek olduğunu iddia ederken, gerekçe olarak ana borca bileşik/mürekkep faiz işletilerek hesap yapıldığını, aidat borcu ile ilgisiz dava masrafları ve hükmedilmiş inkar tazminatının da ihtarnamelere dahil edildiğini belirtmektedir. Bu iki ayrı iddianın değerlendirmesini aşağıda ayrıntılı olarak yapacağımızdan, burada şu kadarını belirtelim ki, her iki tarafın da mahkemeye sunduğu "71 no.lu kooperatif ortağı O.S.'in 31.10.1996 tarihi itibariyle kooperatife olan borç dökümü belgesi"ne göre, 1995 ve 1996 yıllarında kooperatife hiç ödeme yapmayan ortağın ana borcu 412.800.000.-TL ve % 15 gecikme zammı 673.200.000.-TL olmak üzere toplam 1.086.000.000.-TL olup, buna 67.825.490.-TL Yargıtayca onaylanmış kooperatif borcu ile yine Yargıtayca onanmış 27.130.196.-TL inkar tazminatı ilave edilmiş ve böylece toplam 1.180.955.686.-TL noter ihtarları ile ortaktan istenmiştir. Burada aidat borcuna ilave gibi gözüken rakamlar toplam olarak 94.955.686.-TL tutmaktadır ki, bu oran ana borca nisbeten % 10 bile değildir. Halbuki Yargıtay, % 15 fazlalılığı dahi "fahiş" saymamaktadır[4].

Kaldı ki, dosyada mevcut Yargıtay ilamından anlaşıldığı kadarıyla 67.825.490.-TL olan borç da birikmiş aidat borcudur. Fakat buna ilave olarak, kooperatifin 1991 yılında davacı ortağa aylık olarak ödemesi gereken ve ödediğini belgeleyemediği toplam 60.000.000.-TL ve bunun yasal faizi de istenen rakamdan mahsup edilmek gerektiğine göre, davacı tarafın pek fahiş ve gerçek dışı ödeme talebi olduğu yönündeki iddiası, Yargıtay'ın belirtilen içtihatları açısından yerinde görülebilir. 


D. Bileşik Faiz Talebi ve Gecikme Faizi Oranı

Davacı tarafın, borcun yüksek gösterildiğine ilişkin iddiasına dayanak olarak bileşik faiz hesabı yapıldığını ileri sürmesi bir vehme dayalı olsa gerektir. Zira davacı tarafın da mahkemeye sunduğu 71 no.lu kooperatif ortağı O.S.'in 31.10.1996 tarihi itibariyle kooperatife olan borç dökümü belgesinde toplam borç miktarının nasıl hesaplandığı açıkça görülmektedir. Burada, ana borca yürütülen faiz miktarı ile ana borcu toplayıp yeniden faiz yürütülmesi olarak tanımlayabileceğimiz bir bileşik faiz hesabı yapılmadığı ortadadır. Eğer bileşik faiz hesabı yapılmış olsaydı, elbette alınan ihraç kararı geçersiz olacaktı. Nitekim Yargıtay da pek çok kararında, BK.m.104/son ve TK.m.9 hükümleri karşısında kooperatifle ortakları arasındaki ilişkilerde ödemede gecikme halinde bileşik faiz hesabının yapılamayacağını vurgulamaktadır[5].

Kooperatif ortaklarının aidat borçlarını geciktirmeleri halinde, kooperatifin bu borçlara temerrüt faizi uygulayıp uygulayamayacağı, eğer uygulayabilir ise, bunun oranının nasıl ve neye göre belirleneceği hususuna gelince: Bu konuda başta 1163 sayılı Kanun olmak üzere diğer mevzuatımızda herhangi bir yasak yoktur. Bu bakımdan Yargıtay'ın pek çok kararında da vurgulandığı gibi, ana sözleşmede gecikme faizine ilişkin bir hüküm varsa ya da genel kurulda (günlük % 5 gibi fahiş bir oranda olmamak kaydıyla) ödenmeyen borçlar için bir gecikme faizi oranı belirlenebilir[6]. Nitekim 06.02.1994 tarihinde toplanan 1993 yılı olağan genel kurulu, ödemelerde ortaya çıkan gecikmeler için aylık % 15 gecikme faizi uygulanmasına karar vermiştir.

Dava konusu olayda davalı kooperatif, genel kurul kararına dayalı olarak aylık % 15 gecikme faizi işlettiklerini iddia etmekle birlikte, toplam borcun ne kadarının gecikme faizi olduğu ve hangi oranda faiz işletildiği de ortağa gönderdiği 2. ihtarname ekinde göstermiştir. Aksi halde bu ihtarlar geçersiz olurdu. Şöyle ki:

Y.11. HD., 12.02.1996, 540/988: "Davacılara gönderilen ihtarnamelerde istenen miktar ile birlikte faizin hangi genel kurul kararına dayanılarak ve oranı da belirtilerek, ana para ve toplu faizin de belirtilmesi gerektiği halde, davacılar açısından tereddüt yaratacak şekilde keşide edilen ihtarlara dayanılarak ihraç kararı verilemez"[7].

Y.11. HD., 27.09.1994, 540/988: "Ortağa gönderilen ihtarnamede faiz farkı ayrıntılı olarak gösterilmelidir"[8].

E. İhraç Kararından Sonra Aidat Borcunun Ödenmesi

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na 1988 yılında 3476 sayılı Kanun ile eklenen 16. maddenin son fıkrasına göre, "haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder".

Bu değişiklik gereği, 25.10.1988 tarihinden sonra verilen ihraç kararları, kooperatif ile ortak arasındaki üyelik ilişkisini sona erdirmemekte, ihraç kararının üyelik ilişkisine etkisi yönünden ihraç kararının kesinleşmesi beklenmektedir. Bu nedenle kooperatif yetkili organlarınca hakkında ihraç kararı verilip kendisine tebliğ edilen ortak, üç ay içinde itiraz etmez ya da dava açmazsa ihraç kararı kesinleşir ve kooperatif üyeliği sona erer. Eğer, ihraç edilen ortak yasal sürede dava hakkını kullanırsa, bu davanın sonuçlanması ve kesinleşmesi anına kadar "kooperatif ortağı" sıfatı varlığını korur. Bundan dolayıdır ki, ihraç kararı kesinleşinceye kadar ihraç edilen ortağın diğer ortakların yararlandığı haklardan yararlandırılması (mesela genel kurula çağrılması) gerektiği gibi; kooperatife karşı olan aidat (vb.) üyelik borç ve yükümlülüklerini de yerine getirmesi gerekir. Nitekim Yargıtay'ın müstekar içtihatlarına göre de, "Çıkarılan ortak, aidat borçlarını ödemeye devam etmelidir. Yoksa tekrar ihraç edilebilir"[9].

Dava konusu olay itibariyle ihraç kararı dava konusudur, yani kesinleşmemiştir. O halde davacının kooperatif üyeliği devam etmektedir ve aidat borcunu ödemesi de normal bir işlem olarak görülmelidir. Bu bakımdan davacı tarafın "üyeliğin devamının hükme bağlanmasına ilişkin" talebi yersizdir. Zira üyelik zaten devam etmektedir. Aynı şekilde, davalı kooperatifin yatırılan aidat borcunu kabul etmemekte ısrar etmesi de sadece "alacaklının temerrüdü" olarak değerlendirilebilir. Hem, genel kurulun ihracı onayan kararını ekleyerek ve borç miktarını belirterek ödemeler konusunda yardımcı olmasını ortaktan istemek, hem de istenen aynı miktara ilişkin ödemeyi kabule yanaşmamak dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.

Bununla birlikte, ihraç kararından hemen sonra ortağın istenen borç miktarını ödemesi karşısında, çıkarma kararını veren organın bu kararını kaldırması her zaman mümkündür. Fakat bu konuda takdir yetkisi bulunan kooperatif buna zorlanamaz[10].

III. SONUÇ

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, ihraç kararı kesinleşinceye kadar davacının kooperatif üyesi sıfatının devamının mahkemece tespitine lüzum bulunmadığı, belki kanun (KoopK.m.16/son) gereği olduğu; mahsup talebi dikkate alınmadan ve üyelik yükümlülükleri dışında kalan borçlar da dahil edilerek yapılan fahiş ödeme talepli ihtarnamelere dayalı olarak alınan ihraç kararının, sadece bu yönleri itibariyle iptali gerekeceği görüş ve kanaatine vardığımızı, saygıyla takdirlerinize arz ederiz.



[1]    Y.11. HD., 16.12.1993, 683/8346 , ERİŞ, Kooperatifler Hukuku, Ank.1998, s.688.

[2]    18.12.1997, 8431/9359 (ERİŞ, Kooperatifler Hukuku, Ank.1998, s.753).

[3]    22.12.1997, 8502/9532 (ERİŞ, 1998, s.755).

[4]    11. HD., 22.12.1997, 8502/9532 (ERİŞ, 1998, s.755).

[5]    11. HD., 15.12.1994, 5708/9625 ; 11. HD., 03.10.1994, 1983/7014 (Kararlar için bkz. ERİŞ, 1998, s.703, 706).

[6]    11. HD., 23.12.1996, 8486/9040 (ERİŞ, 1998, s.739) ; 11. HD., 11.03.1996, 1161/1619 (ERİŞ, 1998, s.723) ; 11. HD., 12.02.1996, 540/988 (ERİŞ, 1998, s.719).

[7]    ERİŞ, 1998, s.719.

[8]    ERİŞ, 1998, s.702. Aynı yönde Y. 11. HD., 10.11.1993, 3408/8419 (ERİŞ, 1998, s.687)

[9]    11. HD., 12.05.1997, 2938/3411 (ERİŞ, 1998, s.573). Aynı yönde: 11. HD., 26.09.1995, 4966/6830 (ERİŞ, 1998, s.550) ; 11. HD., 08.04.1995, 2024/2482 (ERİŞ, 1998, s.709) .

[10] Cafer Tayyar ÇÖKLÜ, Uygulamada Yapı Kooperatifleri, İstanbul 1998, s.115,116.


 

Adres
: İncilipınar Mah. Gazi Muhtar Paşa Bulvarı Nişantaşı Sok. Tekerekoğlu İş M. K.4/100 27090 Şehitkamil / Gaziantep
Telefon
: 0 342 215 15 61
Faks
: http://www.yahyaderyal.net
GSM
: 0 533 266 14 47
E-Posta